• Reklam
Ahmet SANDAL

Ahmet SANDAL

DÜNYA'NIN BEŞ BELASI: İNSANLIĞIN BAŞ BELASI

18 Ağustos 2018 - 13:28

Dünya’nın beş belası, aynı zamanda insanlığın baş belasıdır. İşte bu beş bela şunlardır.

1-Mim'siz Medeniyet (Batı Uygarlığı)
2-Parasalcı Ekonomi (Bankalar ve Kapitalizm)
3-Siyonist Yapılanma (ABD ve İsrail)
4-Müslümanların Dağınıklığı (Hilafetsiz Dünya)
5-İrfansız İlim (Salt Bilimsel Bakış)

Mim’siz medeniyet, Batı Uygarlığının ta kendisidir. Medeniyet kelimesinin Osmanlıca’da ilk harfi mimdir. Bu mimi kaldırdığımızda geriye deniyet kalır. “Deniyet” ise alçaklık demektir. Bu duruma göre günümüzde Avrupa’da ve Batı’da, yani Amerika’sında, İngiltere’sinde, Almanya’sında, Fransa’sında ve benzerlerinde kesinlikle “medeniyet yok” deniyet, yani alçaklık var.

O alçaklık ki, vahşi bir yaşam tarzını, güçlünün zayıfı ezmesini, parası olana herşeyin mübah görülmesini ve özgürlük kisvesi altında her türlü rezaletin işlenmesini teşvik eder ve sinsi oyunlarla tüm Dünya’ya yayar. Mim’siz medeniyet ilk baş belasıdır. Yok edilmelidir.

Parasalcı ekonomi dediğimizde de reel sektörün değil faizciliğin, üretimin değil tüketimin sistemleştirilmesi ve bunun ekonomik sistem olarak uygulanması anlaşılmaktadır. Reel sektörün ve üretim gücünün esas alınarak ekonomik politikalar uygulanmasını Keynes, bunun zıttı olarak, faizle, borsayla, dövizle ve tahville oynayarak ekonomi politikaları uygulanmasını da Friedman sistemleştirmiştir. Ekonomide bu 2 kişinin görüşleri ne kadar yer bulursa, o ekonomi duruma göre ya reel ekonomi ya da parasalcı ekonomi diye adlandırılır. Bir yerde parayla oynanarak ekonomi politikaları oluşturuluyorsa bu Friedmancı modeldir ve bir kişi, bir anda hiç üretmeden sırf spekülatörlükle, haksız bir şekilde trilyoner olabilir. Şu anda birkaç Ülke hariç Dünya’da Friedmancı (parasal politikalara dayanan, reel sektörü esas almayan) Kapitalist model eğemendir. İkinci olarak yok edilmesi gereken de budur. Parasalcı politikalar terkedilmelidir.

Geldik 3. baş belasına. Siyonizm ve emperyalist güç odakları, Dünya’yı bir baştan bir başa kasıp kavurmaktadır. Bilderberg, Davos, Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC), Uluslararası Yahudi Örgütü Anti-Defamation Leagua (ADL), Amerikan Yahudi Komitesi  (AJC),  Kapitalist David Rockefeller ve ekibi, Kapitalist, Rothschild ve ailesi, Dünya Ticaret Merkezleri ve benzeri adlarla yapılanan kapitalist teşekküller, Dünya Bankası, BM, AB, ABD ve benzeri oluşumlar, bir kısmı doğrudan doğruya, bir kısmı da dolaylı olarak siyonizme ve emperyalizme hizmet etmektedir. Bu oluşumların hepsinin de adı batsın. Bunların bir kısmı yok edilmeli, bir kısmı da tasfiye edilerek hizaya getirilmelidir. 

Baş belalarından 4.cüsü, bizim yani Müslümanların son 2-3 asırdır, içinde bulunduğumuz durumla ilgilidir. Akıldan koptuk, ilmi bıraktık, İslamiyetin özüne değil şekline sarıldık. Bir cevizin kabuğu ne işe yarar? Mühim olan cevizin içidir. Yenilen ve insanlara gıda olan cevizin içidir. Bu misalde olduğu gibi, biz İslamiyetin temeli ve özü olan hususları bıraktık ve şekline takıldık. İslamiyetin özünde, akıl, cihad, ilim ve ittihad vardır. Aklı değil, sağdan-soldan duyduklarımızı (nakli) esas aldık. “Filanca Hoca şöyle söylüyor”, “filanca Hoca böyle yapıyor” diyerek, ne kitap okuduk, ne de fikir geliştirdik. “Taklitçi” olduk. Kur’an-ı Kerim’i evlerimizde adeta duvar süsü gibi bir yerde asılı bekletilen aksesuara dönüştürdük. Veyl Bize, yazık Bize.Halbuki Kur’an-ı Kerim, okunup, tefekkür edilip üzerinde fikir geliştirmemiz gereken umdeler ve kurallar bütünüdür. Tembellik yapıp özüne inmedik ve sağdan-soldan duyduklarımızla İslam’ı yaşamaya çalıştık. Bilgisizliğimizin sonucunda Müslümanlar ihtilafe düştüler ve dağıldılar. Sevgili Peygamber Efendimizin (asm), “birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” hadis-i şerifini hiç düşündük mü? Bunu düşünmediğimiz gibi, “mü’minler kardeştir” (Hucurat Suresi, 10. ayet) hitabına da kulak vermedik ve bunun gereklerini yerine getiremedik. “Onların işi aralarında şura (danışma) iledir” ayet-i kerimesini hiç düşündük mü? Hucurat Suresi 38 ayet üzerinde düşünelim haydi! Evet, şura’dan uzak olmamız, kardeşlikten kopmamız, Müslümanların dağınıklığı ile aralarındaki ihtilaflar günümüz Dünyası’nda siyonizme, kapitalizme, mim’siz medeniyete yaramaktadır.Halbuki, biz bir güç merkezi ve birlikte hareket edilen bir otoriteye sahip olsak, şer odakları bize tesir edemez ve karşımızda “diz çökerler” ve teslim olurlar. Bu noktada, bize düşen görev; Müslümanları, tekvücut hareket edecek tarzda bir tek otorite (halife) etrafında birleştirmek ve tek bir merkeze (hilafete) bağlanmaktır. Bunu sağladığımızda 4. beladan da kurtulmuş oluyoruz.

Yazımın sonuna doğru yaklaşıyoruz. Şimdi de 5. beladan bahsedelim ve onun da halline (çözümüne) bakalım.

Bakışımız yalnızca dışa ve maddeye odaklanmamalıdır. Bakışımızda yalnızca ilim olmamalı, irfan ve hikmet de olmalıdır.Bakışımızda yalnızca akıl olmamalı, izan da olmalıdır. Bakışımız da yalnızca kainat olmamalı, kainattan daha büyük bir alem olan içimizdeki sırlar alemi de olmalıdır. Bu gerçeklere rağmen, günümüzde pozitivizmin etkisindeki ilim ve araştırma çalışmalarında yalnızca fizik alemi ve maddi cihetiyle ilim bulunmaktadır. Yalnızca teknoloji ve maddeye odaklanmış ilim beraberinde hayal kırıklığı ve umutsuzluk getirir. Hz. İsa (as) Efendimize atfedilen bir söz vardır: “İnsan yalnızca ekmekle doymaz.” Yani ruhun huzuruna, insanlığın ahlaken yüksekliğine çalışmayan bir ilim Dünya’da kaos ve karamsarlığa neden olur. Muhyiddin Arabi şöyle seslenmektedir: “Dünya malı (maddi şeyler) deniz suyu gibidir. İçtikçe susuzluğunuz artar.” Dünya’nın malına ve maddi şeylere göz diktirecek ve ahiretimizi unutturacak bir ilim ve eğitim faaliyeti, bizim için bir hüsrandır. Bu noktalar itibariyle pozitivist eğitim sisteminden ve sırf maddi, görünen şeylere odaklanan ilimden ayrı olarak, hem maddi, hem de manevi ilimleri esas alınan eğitim sistemine geçmek gerekir. Bunu sağladığımızda, “iki cihan saadetine eririz.” Bir Alimin de belirttiği gibi, “dinsiz ilim kör, ilimsiz din topaldır.” Biz her ikisini de birlikte esas almalı ve çocuklarımıza dini ve ilmi bilgileri bir bütün olarak öğretmeliyiz. Bu suretle 5. beladan, yani irfansız ilimden de kurtulmuş oluruz.

Evet, bu yazımızda “Dünya’nın Beş Belası : İnsanlığın Baş Belası” başlığı altında sizlere, Dünya’daki fakirliğin, huzursuzluğun ve manevi felaketlerin asıl nedenlerini ve çözüm yollarını gösterdim. Bu nedenler ortadan kaldırıldığında, bu beş bela defedildiğinde, Allah’ın izniyle, Dünya ve Ahiret mutluluğu tüm insanlık için sağlanacaktır. Yüce Rabbim (cc), Hak’tan ayırmasın ve tüm insanlığa bu mutluluğu nasip eylesin. Amin.

Ahmet SANDAL

 

 


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar