Bazıları sanıyor ki sessizlik bilmemenin işaretidir.
Oysa en tehlikeli sessizlik, konuşacak çok şeyi olup da zamanı bekleyenlerin sessizliğidir.
Benim sustuğuma bakıp rahatlayanlar var. O rahatlığın uzun sürmeyeceğini bilmelerini isterim. Çünkü gerçekler, üzeri örtülse de yok olmaz. Dosyalar kapanmaz, sadece raf değiştirir. Vicdanlar susturulabilir ama hakikat bir gün mutlaka konuşur.
Benim bildiklerimden korkun…
Çünkü ben dedikodu değil, gördüklerimi bilirim.
Benim bildiklerimden korkun…
Çünkü koltuğa güvenerek yapılan haksızlıkların nasıl meşrulaştırıldığını, liyakatin nasıl kapı dışında bırakıldığını, sadakatin ehliyetin önüne nasıl geçirildiğini gördüm.
Benim bildiklerimden korkun…
Çünkü dün omuz omuza yürüdüklerini bugün nasıl yalnız bıraktıklarını, işlerine gelmeyeni nasıl bir kalemde sildiklerini biliyorum.
Bazı makam sahipleri sanıyor ki güç sonsuza kadar onların elinde kalacak.
Yanılıyorlar…
Makam, karakteri büyütmez; karakteri ortaya çıkarır.
Adaleti eğip bükenler, eleştiriyi düşmanlık sayanlar, farklı düşünen herkesi hedef görenler şunu unutmamalıdır: Güç, hesap vermeyi ortadan kaldırmaz; sadece geciktirir.
Bugün “Bana bir şey olmaz.” diyenler, yarın “Bunu kim yaptı?” diye etrafına bakar.
Çünkü zaman en büyük denetçidir.
Ve unutmayın…
En tehlikeli insanlar çok konuşanlar değildir.
En tehlikeli insanlar; konuştuğunda belgeyle, yaşanmışlıkla ve vicdanla konuşanlardır.
Ben kimseyi tehdit etmiyorum.
Sadece bir gerçeği hatırlatıyorum.
Hakikatin ayak sesi yavaştır ama yankısı çok büyüktür.
İnsanlar makamlarından değil, yaptıklarından kaçamaz.
Benim bildiklerimden korkun dememin sebebi de budur.
Çünkü gerçekler günü geldiğinde konuşur.
Ve o gün geldiğinde, en yüksek ses değil, en sağlam delil kazanır.



