Büyük küçük herkes bilir ki; kestane ve çizik birbirine yakın iki unsurdur. Bu işin argo kısmıdır.
Anlatmaya çalışacağım olay ise, kestanenin geleneklerinden çıkarak o malum(!) yer yerine, şu günlerde cebi çizdiğidir.
Bir kilo pişmiş kestane kaç para olabilir, hadi birer tahmin alalım desem, bir çoğumuz böyle bir tahminde bulunamayız. Çünkü sabah akşam yediğimiz ve acil ihtiyaç listesinde olan bir ürün değildir.
Eşimin aş erme olayından dolayı geçen kıştan beri bizim kestane ile aramızda garip bir ilişki oluştu.
Geçen sezon 400 TL’den satılırken son günlerinde ortada fol yok yumurta yok, mazota zam yok iken sezonun birkaç haftasını 100 TL zam ile 500’den kapattı.
Binevler kavşağında köşede tezgah açan kestaneciden başka bir yerde bulamadığım için, favori kestanecimiz orası idi.
Ne oldu giderayak bu zam nenin nesi diye sorduğumda; “sezon sonu zam yaptılar dayı” dedi.
Bu sezon malum olduğu üzere yine kestaneciye yolumuz düştü. Binevler kavşağından geçerken; “AYYYYY KESTANE ÇIKMIŞŞŞŞŞ” diye bağıran, son günleri yaklaşmış eşine yok diyecek babayiğit ben tanımıyorum.
Geçen sezon aynı yerde bıraktığım gibi duran kestaneciye, “yok der” belki diye “var mı” dedim, “Var dayı” dedi. Kaç para dedim.
Kaç paradan açtınız sezonu dedim. “1”, yazıyla “BİR” dedi. Bir ney efendi söylesen doğru düzgün deyince Bin lira (1000 TL) dedi. Noldu hayrola kestane mi yok piyasada diye sormaya kalmadan, bize pahalı geliyor dedi.
Neyse lafı uzatmaya gerek yok. Fiyatı bu . Canı isteyen alsın istemeyen kendi bilir durumu var.
Amma aynı kestane kapalı çarşı girişinde 700 TL.
Çiğ kestane kilosu taş çatlasa 400-500 arası olsun.
Bu kadar dengesizliği denetleyecek, dengeli bir yetkili var mıdır….



