Öncelikle şu hususta bir anlaşmaya varalım. Elin Anteplisi gelipte erinmeden üşenmeden video çekip kendine has şivesiyle; “eeaam bu başganı çok araadıızmı” demez. Zaten şivesini de Antep şivesine benzemiyordu. Çünkü kendine Antep’li süsü veren, ucuz bir muhalefet çalışması gibiydi.
Esas mevzu; yağmasını hararet ve hasretle beklediğim Kar’da Belediyelerimiz birkaç çatlak ses dışında, aklı selim insanlardan olumlu tepkiler aldılar.
Birkaç ara sokağa girilmemiş olması, İl genelinde yapılan Kar’la mücadele başarısına gölge düşüremez.
Geçmiş dönemlerin birinde, yine bir kar yağdığında geceden köşe başlarına konuşlanmış karla mücadele araçlarının, yanlış yerlerde konuşlanmasından mütevellit mahsur kaldıklarını ve karla mücadele için yağmur ve güneş beklediğimizi unutmayalım.
İlk dakikalardan itibaren Büyükşehir, Onikişubat ve Dulkadiroğlu belediyelerimiz en üst seviyede müdahaleye başladılar ve bu mücadele de başarılı oldular.
Bu mücadelen dolayı Büyükşehir Başkanımız Sayın Fırat Görgel’i, Onikişubat Belediye Başkanımız Sayın Hanifi Toptaş’ı ve Dulkadiroğlu Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Akpınar’ı, kar mücadelesinde emeği geçem tüm personelleri ile birlikte kutlarım.
Ötesi laf-ı güzaf.
Çukur yollar meselesine gelince, evet doğrudur. Bazı yollar gidilecek gibi değil. Atalarımızın bozulmadan düzelmez şeklinde bir lafı var.
Bir daha yaşamak istemediğimiz deprem sonrası Koordinasyon Merkezinde İletişim Başkanlığı adına görevli idim. Cumartesi-Pazarı ve tatili olmayan bu toplantılarda, zamanın KASKİ Genel Müdürü ve zamanın Belediye Başkanı, her oturumu su kaçağımız var diye açtılar. Depremden önce % 70 civarında olan su kaçağı, depremden sonra % 80’lere ulaşmıştı.
Bunun adı, derhal alt yapıya müdahale gerektiği idi.
Ve Fırat Başkan, Başkanlık koltuğuna oturmadan İktidarın İl başkanı olarak bunu biliyordu ve çalışmalarına buradan başladı. Belediye Bütçesinin yetmeyeceği bu çalışma için Dünya Bankasından kredi sağlandı.
İşte hayatımızdaki çukur yollar böyle başladı. Çünkü Dünya Bankası ile yapılan sözleşme gereği bu çalışmaların iki yılda bitmesi gerekiyordu, aksi takdirde cezai müeyyidesi vardı.
Dolayısıyla bir taraf kapanmadan diğer tarafın açılması gerekiyordu. Üzerine gelen yağmur ve kar, yollarda kaçınılmaz çukurlar oluşturdu.
Dert çekmeden bal yenmeyeceğine göre, Biz Kahramanmaraşlıların öyle sağdan soldan gelerek cızırtılı seslere itibar göstermeyip, bal yiyeceğimiz günlere odaklanmamız gerekir.
Fırat Başkan, 10 Ocak’ta yapılan Basın Toplantısında dedi ki; “Hiçbir belediye Başkanı kolay kolay çalışmalarını yer altına indirmez. Ama ben bunu yapmak zorundayım, memleketin buna ihtiyacı var bende bu memleketin çocuğuyum”..
12 Eylül 1980 Askeri müdahalesinde Mehmet Taş kardeşimle birlikte, İstiklal Gazetesinin 1-2 aylık çömez bir muhabiri olarak, o zamandan bu zamana gelmiş geçmiş hiçbir başkanın hizmetlerinin görünmeyeceği yer altına inmekten kaçındığını bilirim.
Fırat Başkan’ı bir ziyaretimde bende yolların bozukluğundan sitemle; “Başkanım Maraşın alt yapısı düzeliyor da, bizim arabaların alt takımları elimizde kalacak” dediğimde hafifçe tebessüm ederek, “Biraz sabır, bu yolları 1.5 sene daha çekeceğiz” demişti.
Mümkün olduğu kadar gideceğimiz güzergahta düzgün yolları seçerek, sabır diyoruz.
Çünkü her nimetin bir mihneti olur.
Nimete ulaşmak için mihnete katlanmak zorundayız.
Çünkü bu memleket bizim…



