Doç. Dr. Yüksel, 3-9 Kasım haftasının her yıl "Organ ve Doku Bağışı
Haftası" olarak kutlandığını anımsatarak, bunun organ bağışına dikkat
çekmek ve organ bağışını artırmak için ülkemizde yapılan önemli bir etkinlik
olduğunu söyledi.
Doç. Dr. Yüksel, “Bağışlanan organlar, organ bekleyen hastaların canına can
katacaktır. Şems- i Tebrizi'nin de dediği gibi; ‘Hayat bu, bir bakarsın her şey
bir anda son bulur; hayat bu son dediğin an her şey yeniden can bulur” ifadelerini
kullandı.
“Bazen hayat bize ve sevdiklerimize karşı istemediğimiz şekilde davranır”
diyen Doç. Dr. Yüksel, “Yoğun bakımdaki hastanın beyin ölümü olduğunu duymak
gerçekten çok acı bir olaydır ama belki de vereceğiniz kararla 4-5 insanın
hayatının kurtulmasına vesile olabilirsiniz. Maide Suresi 32’nci Ayetinde 'Her
kim bir can kurtarırsa, bütün insanlığı kurtarır' deniliyor. Can kurtarmak için
mutlaka doktor ya da sağlık personeli olmaya gerek yoktur” diye konuştu.
ORGAN NAKLİ
Türkiye’nin organ nakli ameliyatları konusunda dünyada söz sahibi
ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yüksel, şunları kaydetti:
“Organ nakli canlı ve kadavra vericili olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilir.
Son 20 yılda ülkemizde böbrek ve karaciğer nakli artmıştır. Fakat aynı dönemde
kadavradan yapılan organ nakli sayısı hep aynı düzeydedir ve gelişmiş ülkelere
göre çok düşüktür. Kadavradan organ nakli olması için kişinin beyin ölümünün
gerçekleşmesi gerekir.
Kişinin hayatta iken serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra
doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi
ve bunu belgelendirmesi de organ bağışıdır. Beyin ölümü olan hastanın beyin
kanlanması durmuştur, solunum makinasına bağlıdır ve 24-48 saat içinde hayatını
kaybedecektir.
Beyin ölümü tanısını anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı, nörolog ve beyin
cerrahisi uzmanlarından ikisinin bazı testler sonucu verdiği ortak karardır.
Sağlıklı iken organlarını bağışlayan kişilerin beyin ölümü olsa bile
ailelerinden izin alınmaktadır, ailesi izin vermezse organları alınmamaktadır.”
BAĞIŞ ORANI ÇOK DÜŞÜK
Böbrek, karaciğer, kalp ve akciğer nakli gereken binlerce hastanın organ
bulamadığı için hayatını kaybettiğinin altını çizen Doç. Dr. Yüksel, organ
bağışı oranlarına yönelik ise şu bilgileri paylaştı:
“Türkiye organ nakli faaliyetleri için yeterli donanıma, deneyimli ekiplere
ve merkezlere sahiptir. Ülkemizde organ olarak, böbrek, deri, karaciğer, kalp,
akciğer, pankreas ve incebağırsak, doku olarak kemik, kemik iliği, kornea ve
kalp kapağı nakilleri yapılmaktadır. Aşılması gereken en önemli sorun kadavra
bağış oranındaki yetersizliktir.
Gelişmiş ülkelerde yaşayanlar, beyin ölümü sonrası organ bağışı konusunda
daha çok onay vermektedir. Ülkemizde organ bağışı diğer ülkelere göre istenilen
seviyede değildir. İspanya’da 2020 yılında kadavradan bağış oranı milyon nüfusta
49.6, Amerika Birleşik Devletleri’nde 36.8, Türkiye’de ise maalesef 7,5’tir.
Ülkemizde kadavra bağışı bölgeler arasında da farklılık
göstermektedir. Organ bağışının en çok
olduğu bölge Marmara Bölgesi iken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde en
azdır.”
ORGAN BAĞIŞI YAPMAK İSTEYENLER
Ülkemizde organ bağışlarının Sağlık Bakanlığı kontrolü ve denetiminde yapıldığına
işaret eden Doç. Dr. Yüksel, "Türkiye Organ ve Doku Nakli Bilgi
Sistemi" üzerinden organ dağıtımının en adaletli ve şeffaf biçimde yapıldığını
bildirdi.
Organ bağışı yapmak isteyenlerin, il sağlık müdürlükleri, hastaneler, organ
nakli yapan merkezler ve aile hekimliklerine başvurarak detaylı bilgi alabileceklerini
anlatan Doç. Dr. Yüksel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Organ bağışı yapmak isteyen kişiler, belirtilen yerlere başvurarak, iki
tanık huzurunda bir belge imzalayıp organ bağışı kartına sahip olurlar. Organ
bağışı kartını alan kişinin, bağış kartını her zaman üzerinde taşıması
gerekmektedir. 18 yaş ve üzeri akli dengesi yerinde olan herkes organ bağışı
yapabilir ve organ bağışı kartı sahibi olabilir.”









