Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Elbistan Şubesi Başkanı Ali Rıza Cimikoğlu, Muharrem Ayında yaşanan en büyük olaylardan birinin Kerbala’ da Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in öldürülmesi olduğunu işaret etti. Cimikoğlu, “1336 yıldan beri, her yıl Kerbela vakası biz Alevi ve Bektaşiler tarafından yâd edilmektedir. Fakat alevi toplumu, Kerbela olayından bu güne kadar hak etmediği nice zulüm ve katliamlara maruz bırakılmıştır” dedi.
Muharrem Ayı ve Kerbela Olayını kapsamlı bir şekilde değerlendiren ve kamuoyu ile paylaşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Elbistan Şubesi Başkanı şunları söyledi:
KERBELA TARİHE KATLİAM OLARAK KAZINMIŞTIR
“Kerbela vakası, Alevilere reva görülen, nice zulüm ve katliamların yanında sönük kalır. Alevilerin ibadet yeri olan Cemevini tanımama Aleviler için ayrı bir Kerbeladır. 1336 sene önce yaşanan “Kerbela Vakası” tarihe bir katliam olarak kazınmıştır. Kerbela olayından sonra tamamı Peygamberin öz torunları olan “12 İmam” efendilerimize duyulan sevgi ve muhabbetten ötürü bu oruç;12 gün tutulmaya başlamıştır.
ORUÇ İNSANLIĞIN İLK GÜNÜNDEN İTİBAREN VARDIR
Orucun Arapça da kelime anlamı, Savm ve siyam olarak geçer. Savm; hareketsiz kalmak, susmak anlamındadır. Ben çok merhametli olan Allah’a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.” (Meryem,26 ) Kur’an savm kelimesinin. Oruç tutmak ve susmak anlamında iki şekilde kullanıldığına işaret etmektedir. “Oruç, sizden önceliklere farz kılındığı gibi, sizin de üzerinize farz kılındı. Bu sayede korunmamız umulmaktadır.” ( bakara, 183 ) Ayetten de anlaşılacağı gibi Hz. Adem (as)’dan, Hz .Muhammed (sav)’e kadar tüm peygamberler oruç ibadetini yerine getirmişlerdi.Öyleyse; tutmak, insanlığın var olduğunu ilk günden beri vardır. İlk insan olan Hz. Adem (as)’dan Hz. Muhammed (sav)’e kadar muharrem orucu tutulmuş ve insanlığa verilen ilahi emirler de oruç telkin edilmiştir.
ORUÇ ALLAH’A ŞÜKRETMEN NEFSİ AÇ BIRAKMAKTIR
Bütün büyük dinlerde, belirli kutsal zamanlar sırasında, ya da öncesinde veya özel nedenlerle oruç tutuluyordu. Bütün tarihi kaynaklar, oruç adedinin insanlığın eski bir geleneği olduğundan birleşmektedir. Oruç, zahiri manada; Allah’a şükretmek, nefsi aç bırakarak yoksul, yetim, çaresiz, yetmeyen insanlarımızın çaresizliklerini ve sıkıntılarını hissedip merhamet duyguları geliştirmek, bu çaresiz insanlara yardım elini uzatmaktır.
ORUCU GERÇEK ÖZÜ İLE ELE ALMALIYIZ
Lakin günün belirli saatleri arasında herhangi bir şey yemeden ve içmeden sadece aç kalmak oruç tutmak olabilir mi? Sadece midenin aç kalması ile yapılacak bir ibadet ne denli doğru olabilir. Hz. Muhammed (sav); “nice oruçlular vardır ki; oruçlarından onlara sadece bir açlık kalmıştır” diye buyurmaktadır. Öyleyse orucu gerçek yani özü itibariyle ele almamız daha doğru olacaktır. Hakiki insanın orucu 365 gündür.
ÖZ İLE TUTULAN ORUÇ BEDEN VE RUHTA BÜTÜNLÜK ARZ EDER
O kişi yaşamı boyunca halk için çalışır, paylaşımcıdır, komşusu aç iken o gezemez. İnsanlar sefalette iken o saltanatta olamaz. O gerçek insandır ki sadece nefsini, yani midesini değil, bütün uzuvlarını harama bağlı tutar. Öz ile tutulacak bir oruç; tüm beden ve ruh bir bütünlük arz eder. Kötü fiiliyatları düşünmeyerek zihin oruç tutar, çirkin lafı duymayarak kulak oruç tutar, kendisine ait olmayanı almayarak el oruç tutar, zinaya meyil etmeyerek herkesi bacı ve kardeş olarak gören bel oruç tutar, açın halinden bilip kendi elindekine şükür etmek ve olanı aç ile paylaşmak için mide oruç tutar.
KİN KİBİR YALAN İFTİRA RİYAKARLIK VE HARAMZADELİK İLE ORUÇ TUTULM AZ
İşte Hz. Adem’den günümüze kadar peygamberlerin ve velilerin tutukları ve bize öğüt verdikleri oruç ta budur. Kin, kibir, iftira, yalan, gıybet, riyakârlık, haramzadelik ve şehvet gibi olumsuz hal ve davranışları bulunan bir kişinin; özel dini günlerde sadece midesini aç bırakarak tutuğu bir oruç ile kendisini kandırmaktan öteye geçemeyecektir. Muharrem Ay’ı, Arabi olaylardan olup dört haram aydan birisidir. Haram aylar ise Kur’an’ın ve Hz. Peygamberimizin (sav) ifadeleri ile sabittir ki, savunma amaçlı savaşlar hariç, sebep ne olursa olsun her türlü savaşın yasak olduğu aylardır. Bu dört aya haram aylar denilme sebebi de bunlardır.
AŞURE GÜNÜNDE GÜZELLİKLER YAŞANIR
Haram aylar; Üçü peş peşe gelen Zilkade, Zilhicce, Muharrem ile tek olarak bulunan Recep ay’ıdır. Peygamberler tarihi iyice irdelenecek olursa, Muharrem ay’ının 10. günü yani aşura günü içerisin de birçok güzelliklerin yaşandığı görülecektir. Birkaç örnek vermek gerekilirse; Hz. Adem (as) bugün affedilmiştir. Hz. Yakup (as)’ın gözleri bugün tekrar görmeye başlamıştır, Hz. Musa (as)’a mucize ihsan edilmiş, denizi yararak ümmeti ile kurtulmuş ve firavun ile askerlerini sulara bugün boğmuştur, Hz. Eyyub (as) on iki yıl boyunca hasta yatağında bitkin bir şekilde bugünde derdine deva bulmuştur. Hz. Yunus (as) bugün yazdıklarımıza benzer daha birçok güzellikler bu ay içerisinde yaşanmış bütün peygamberler Allah’a şükürlerini bildirmek için muharrem ayının ilk on gününü oruçlu olarak geçirmişlerdir.
PEYGAMBER EVLATLARI İŞKENCEYE VE EZİYETE TABİ TUTULDU
Hz. İmam Hüseyin (as), Medine’den Kufe’ye doğru beraberlerindeki yetmiş bir kişiyle yola çıkmış, Muaviye oğlu Yezid’in mahiyetindeki Emevi ordusu tarafından Neynova yani bugünkü ismiyle Kerbela denen sahrada esir düşürülmüştü. Tarih, Hicri 01 Muharrem 61’di. (10 ekim 680) Muharrem Ayı’nın birinci günü esir düşmüş, on gün boyunca insanlık tarihinin görmediği eziyet ve zulümlere maruz kalmışlardı. Yezid, böylesine kutsal ve mübarek bir ayda Peygamber evlatları emsali görülmemiş bir işkence ile eziyete tabi tutuyordu. Aşura günü içerisinde Hz. İmam Hüseyin dahil 73 erkek şehit edilmiş. Hz. İmam Hüseyin’in oğlu Hz. İmam Zeynel Abidin (as), küçük çocuklar ve 9 kadın esir olarak Şam’a götürülmüştü. Bundan 1336 sene önce yaşanan “Kerbela Vakası” tarihe bir katliam olarak kazınmıştır. Kerbela olayından sonra tamamı Peygamberin öz torunları olan “12 İmam” efendilerime duyulan sevgi ve muhabbetten ötürü bu oruç; 12 gün tutulmaya başlamıştır.
KERBELA VE MUHARREM ORUÇTAN ÖTE MATEMİN ADIDIR
Kerbela vakası ile Muharrem; bir oruçtan öte bir yasın bir matemin adı olmuştur. Bizler de bu 12 gün süre içerisinde matem yapar, Bir zamanlar çölde açı çeken Peygamber sülalesinin yad eder, bu haklı dik duruşu yaşantımıza kılavuz ederiz. Hz. İmam Hüseyin (as), Kerbela’da zalimliğe, zorbalığa, haksızlığa, baş kaldırmış, geleceğe büyük bir değer bırakmıştır. Hz. İmam Hüseyin (as) gibi haksızlığa dur diyebilene ne mutlu. İşte onlar ölümsüzlerdir, adları her anıldığında “rahmet” ile yad edilirler.’ Ya Yezid ‘ adı her geçtiğin de “lanet” ile söylenilir. Kıyamete kadar zalimliğin ve zorbalığın örneği olarak aktarılacaktır.
BU AYDA CANLILARA ZARAR VERİLMEZ
Kerbela’da 10 gün boyunca Ehli Beyt’e yanlarından akıp geçen Fırat nehrinden bir damla su içmelerine izin verilmemiş, o masumlara susuzluk ile işkence yapılmıştır. Bundan ötürü oruç süresince su içilmez. Bu ayda canlılara zarar verilmez, av yapılmaz, hayvan kesilmez ve dolayısıyla et yenilmez. 15 gün yas çekildiğin de erkekler sakal tıraşı olmaz, evli çiftler aynı yatağı paylaşmaz, bünyevi zevk ve ihtiraslardan uzak durular. Bu ayda eğlence yoktur. Düğün, nişan, sünnet gibi etkinlikler yapılmaz.
KERBELADAN DERS ÇIKARMALIYIZ
Hasta olup ta ilaç kullananlar yaşlanmış olup bedeni gücü zayıf olanlar, çocuklar, yolculuğa çıkanlar, aybaşı olan kadınlar oruç tutmaktan muaftırlar. Unutulmamalıdır ki; yukarıda da belirttiğim gibi oruç sadece aç kalarak tutulmayacak kadar büyük bir meseledir. İş Muharrem orucu olunca; asıl yapmamız gereken matem ve yas tutmak, Kerbela’da Yezid’in zulmünden acı çeken ehlibeyt mensuplarını yad etmek, Hz. İmam Hüseyin (as)’ın verdiği ve canıyla kanıyla yazdığı Kerbela destanından ders çıkarıp şerefli ve onurlu yaşamayı prensip edilmemizdir.
MUHARREM AYI SONRASINDA AŞURE VE LOKMA PAYLAŞILIR
Yezid’in amacı Hz. İmam Hüseyin (as) dahil tüm peygamber soyunu ortadan kaldırmaktı. Kerbela katliamında Peygamber neslinden sadece Hz. İmam Hüseyin (as)’ın oğlu Hz. İmam Zeynel Abidin (as) kurtulmuş bu sayede ehli beyt soyu devam etmiştir. Ehli Beyt’i sevenlerde peygamber soyunun devam edeceğine ve bu kurtuluşa şükredip, muharrem orucunun ardından “şükür kurbanı” keserler.Aşura günü yapılan çorba ise Hz. Nuh (as) tufanında kalma bir gelenektir. Rivayet odur ki; gemide buluna yaşlı bir kadın bu büyük felaketten kurtulup Muharrem Ayı’ının 10.günü karaya ayak bastıktan sonra, herkesten birer parça yiyecek almış, bu yiyecekleri bir kazanda pişirmiş ve lokma olarak dağıtmıştır. Lokma olarak pişirilen bu çorba “Aşura” çorbası denilmiştir. O günden beri her muharrem Ay’ında oruçların bitmesine müteakip “Aşura” çorbası pişirilir ve lokma olarak ikram edilir.
ÜLKEMİZDE BİR DAHA 15 TEMMUZ YAŞANMASIN
1336 Yıldan beri gerek dünya da gerek Ülkemizde nice kerbela olayını geri de bırakacak, insanlığa ve inançlara karşı olaylar yaşanmıştır. Bu tür olaylar bir inanç, kültür olayı olduğu için, eğer devletler inançlar ve kültürler karşısın da tarafsız davranabilseydi dünya da insanlara reva görülen üzücü olaylar yaşanmazdı.
Devletler bir tarafı korumakla, değil herkesin inancına, kültürüne, yaşamına karşı tarafsız kalarak tüm insanlığa hizmet etmelidir. En son 15 Temmuz 2016 günü Ülkemizde yaşanan üzücü olayların olmaması, herkesin barış içinde kardeşçe birbirine saygılı olması dileğiyle Yas-ı matem orucunun hayırlara vesile olmasını dilerim.
Bu yıl 2 ve 13 Ekim Yas-ı Matem orucu tarihleridir. Muharrem orucu boyunca 2 ve 13 Ekim tarihleri arası her akşam vakfımızda de oruç açımı yemeğimiz verilecektir. Yüreği Ehli Beyt muhabbeti ile dolu tüm dostlarımı bir parça lokmamızı paylaşmak üzere bekliyoruz. Devamında 16 Ekim 2016 Pazar günü vakfımız da Aşure lokması dağıtılacaktır. Tüm canlar davetlidir.”





